Ara
  • Deniz

Çipet

En son güncellendiği tarih: Haz 28

Hadi biraz da onlardan bahsedeyim. Hani gizli kahramanlarımız vardır hayatta; tam düştüğümüz, içinden çıkamadığımız zamanlarda ‘Hadi kalk’ diye sarılan.. Bu kahramanlar genelde eş, dost, ailedir ama ben dört ayaklı dostlarımdan bahsediyorum.

Ev değiştirdiğim, insanların ikiyüzlülüğünden, kendimi insanlara ispat etmeye çalıştığım, söylenen yalanların arasında boğulup çıkmaya çalıştığım, maddi manevi herşeyimi yersizce bırakmak zorunda kalıp sıfırdan, kimsenin yardımı olmadan yeniden kurduğum bir dönem. Bir anda bir koltuk, bir yatak ile bomboş evde, yalnızlıktan bunalıp, alışık olduğum pati sesinden mahrum kaldığım bir anda internetteki bir veteriner ilanından buldum oğlumu. Ertesi günü veterinere gittiğimde internetteki kediyle alakası olmadığını görsem de o kadar tatlı baktı ki önemli değildi aynı kedi olup olmaması.

Dört aylık kendinden korkan bir kedi düşünün. Eve geldiğinde bir gün boyunca ne yemek yedi ne su içti. Ne yaptıysam yatağın altından çıkartmayı başaramadım. Neyse ki ertesi günü açlığa daha fazla dayanamadığından çıktı ortaya ve ilişkimiz o anda başladı.

Öyle sevmeye başladık ki birbirimizi küçücük evde birbirimizin peşinden ayrılmaz olduk. Gece aynı yastığa baş koyup, sabah aynı şekilde uyanıyorduk. Eşyasız evin içinde yankılanan patilerinin sesi aslında en çok yapayalnız olan hayatımın sesi oldu, canım oldu..

İyice birbirimize alıştığımız iki ayın sonunda bir sabah beni terk etti.

Evim giriş katında olduğundan pencereden atlayacak kadar zemine yakındı. Daha önce hiç tam açmadığım pencereyi o sabah açasım geldi. Açarken de Çipet aşağı atlar diye elime bir parça peynir aldım. Önce bana sonra pencereye bakıp atladı pencereden aşağıya. Ben de hemen arkasından.. Elimdeki peyniri uzattım kandırıp içeri sokmak için ama sanki karşımdaki başka bir kediydi ve beni tanımıyormuş gibi bir anda koşarak uzaklaştı. Arkasından koştum, seslendim, yok! Bu sefer eve dönüp mama paketini alıp, paketin sesine gelir belki diye başladım bütün mahalleyi dolaşmaya.

O gün de akşam Fulya Sanat Merkezi’nde Otello temsilim var. Bir saate artık evden çıkmam gerecekti. Her neyse, mahalledeki çocuklara tembihledim tekir kedi görürseniz bana haber verir misiniz diye. O gün, ertesi gün hepsi geldi kapıma ‘Abla koş koş seninkini bulduk’ diye ama hiçbiri Çipet çıkmadı.

Bir hafta boyunca her gün evin önüne mamalar döktüm. Sabah kalktığımda hepsi yenmiş oluyordu ve ben de Çipet geliyor kesin diye geçiriyordum içimden ama bir yandan da umudum giderek azalmaya başlamıştı.

Bir haftanın sonunda hala gelmeyince hayal kırıklığıyla internetten yine kedi aramaya başladım ve bu sefer bir buçuk aylık, küçücük bir kızla geldim eve.

İlk günümüz küçücük boyuyla evi keşfetmesiyle geçti ve artık gece olduğunda yorgun düştü. Tam onu yatağa koymuştum ki dışardan bir ses duydum. Bir baktım ki Çipet yine o aynı korku dolu gözlerle bana bakıyor. O kadar umudumu yitirmiştim ki şok oldum geldiğini görünce. Hemen sokak kapısına koştum. Tabi ki sadece seslenerek sokamadım evin içine. Ancak mama paketinin sesiyle kandırabildim.

Her yeri sapasağlam gelmişti eve. Tabi Küçük Kız’ı görünce bir saat kadar ihanete uğramışçasına hareketler yapsa da gecenin sonunda yatakta üçümüz sarmaş dolaş yatıyorduk.



Deniz Kılınç Tunçeli


#denizkılınçtunçeli #yeniyazı #blog #kedilerim #candostlar #patisevgisi

0 görüntüleme
  • Facebook
  • Twitter - Grey Circle
  • Instagram - Grey Circle